Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ayşe Tuba Ökse’nin öncülüğünde yürütülen kazı çalışmalarının sonucunda, Gre Fılla’nın yaklaşık 12 bin yıldır var olduğu düşünülüyor. Gre Fılla’nın sırlarını, tarihini ve birçok detayını kazı çalışmalarının mimarlarından Prof. Dr. Ayşe Tuba Ökse ile konuştuk. Ökse, “Kazı çalışmalarına biraz daha erken başlayabilseydik Gre Fılla’nın tarihine dair daha çok kanıt toplayabilirdik.” dedi.
TARİH SULAR ALTINDA KALMASIN DİYE
Çalışmaların nasıl başladığını anlatan Ökse, Devlet Su İşleri’nin su altında kaldığı takdirde yok olacak olan 3 tane höyük belirlediğini ve bu höyüklerin açığa çıkarılması için arkeologlara görev verildiğini söyledi. Ökse, “Devlet Su İşleri projeyi finanse etti ve kazı
çalışmalarına başladık. Fakat biz yeri geldiği zaman iğneyle kuyu kazdığımız için çalışmalarımız çok uzun sürebiliyor. Yeri geliyor dişçi aletleriyle bir hasır izini ortaya çıkarıyoruz. Bir metrelik hasır izini tahrip etmeden 6-7 saatte açığa çıkarabilirsiniz. Her birinin izini tek tek çıkarmaktan söz edersek biz hızlı bir çalışma yürüttük.” dedi.
İNSANLIK İÇİN ÖNEMİ
Kazı çalışmalarının insanlık için öneminden bahseden Ökse, Gre Fılla tarzı höyüklerin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından çok önemsendiğini ve Diyarbakır’da açığa çıkarılamayan birçok höyüğün bulunduğunu ifade etti. Uzuncaseki Dağları’nın 12 bin yıl öncesinde şu an olduğundan çok daha sık bir meşe ormanı alanı olduğunu dile getiren Ökse, ormanın içinde çeşit çeşit av hayvanlarının yaşadığını ve birçok avcı topluluğunun o civarda barındığını fakat sadece Gre Fılla’nın açığa çıkarılabildiğini söyledi. “Projenin olduğu yere Ambar Barajı kurulacak olmasaydı kimse bu yerleşim alanını bilmeyecekti.” diyen Ökse, Güneydoğu Anadolu’nun arkeolojisinin tamamının baraj çalışmaları sayesinde bilindiğini söyledi.
2 BİN YIL ÖNCESİNE DAİR İZLER
Gre Fılla’nın mimarisi ve kazı çalışmalarında bulunan cisimler hakkında konuşan Ökse, “Gre Fılla’yı yeraltı mağarası gibi düşünün. Yaklaşık 3 metre derinlikte çukuru oval bir şekilde kazıyorlar. Çukurun içerisine sunaklar ya da sembolik taş ve heykeller yerleştiriyorlar. Bunlar insan heykeli de olabiliyor.” dedi. Çukurun içinde gerçek geyik boynuzlarından heykeller de olduğunu söyleyen Ökse, bulunan simgelerden yola çıkarak orada yaşayan topluluğun çeşitli dini ritüeller gerçekleştirdiğini dile getirdi. Ökse, “Topluluğun kendi inançları gereği avın daha bereketli olması için büyük olasılıkla gerçekleştirdikleri bazı dini ayinler vardı. Mağaranın içindeki odalara baktığımızda eşitlikçi bir toplumolduklarını düşünüyoruz. Her toplumda olduğu gibi onlarda da aile büyükleri vardı ve o büyükler dini ritüelleri gerçekleştiriyordu.” dedi.
BİR SENELİK ÇALIŞMA ON SENELİK İLERLEME
Ökse, “Bu çalışmanın kurtarma kazısı olduğundan dolayı biz bitti demeden kimse kazı alanına dokunamaz. Devlet Su İşleri’nin de çalışmanın bitmesini beklemekten başka seçeneği olmadığı için istediğimiz bütçeyi veriyorlar ve son derece hızlı çalışmamızı sağlıyorlar. 1 senede yaklaşık 10 senelik kazı çalışması yaptık diyebilirim.” sözlerini kullandı.
GRE FILLA’NIN GELECEĞİ
Proje tamamlandıktan sonra kazı alanının baraj altında kalacağını belirten Ökse, bölgenin atık toprağının da kazılmış alanlara boşaltılacağını söyledi. Göbeklitepe’nin Şanlıurfa için tek örnek olduğunu belirten Ökse, Gre Fılla’nın da Diyarbakır ve Yukarı Dicle Havzası
için tek örnek olduğunu ifade etti. Bölgenin su altında kalmaması için çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Ökse, “Diyarbakır Valiliği üzerinden Diyarbakır’ın merkezinin dışında bir alan tahsis edilmesi için ve projenin oraya taşınması için başvuruda bulunduk. Bu iş ile Diyarbakır Müze Müdürlüğü ilgilenecek. Biz elimizden geleni yaptık ve her türlü bilimsel desteği vereceğiz.” dedi. 2018 yılında başlayan ve halen devam eden projede, arkeolog, antropolog ve restoratör olmam üzere toplam 30 kişilik bir ekip çalışmaları sürdürüyor.
Muhabir: Oğuzhan Hafızoğlu