Bulaşıcı olmayan hastalıkların yol açtığı ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada

Günümüzün en büyük sorunlarından biri olan hava kirliliği, bulaşıcı olmayan hastalıkların sebep olduğu ölümlerde üçüncü sırada geliyor.

Bu Gönderiyi Paylaş

“Çevre, İklim ve Sağlık için İşbirliği” kapsamında yayınlanan “Hava Kirliliğinin Sağlık Etkileri” adlı bilgi notunda insanların hayatını olumsuz yönde etkileyen hava kirliliğinin belirtilenden daha fazla sağlık sorununa neden olduğu kaydedildi. Türkiye’de çevre sağlığı alanında çalışan tüm aktörleri buluşturmayı amaçlayan Çevre, İklim ve Sağlık için İşbirliği Projesi (ÇISIP) tamamlandı. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, Dr. Öğretim Üyesi Melike Yavuz (Halk Sağlığı Uzmanları Derneği-HASUDER), Doç. Dr. Semih Ayta (Temiz Hava Hakkı Platformu-THHP), Funda Gacal (Sağlık ve Çevre Birliği-HEAL) ve Berkay Hacımustafa (HEAL) tarafından AB’nin (Avrupa Birliği) desteği ile gerçekleştirilen projede Türkiye’deki sağlık uzmanlarının çevre ve iklim politikaları alanında desteklenmesi hedefleniyor.

 

Kalp-damar ve solunum sistemleri etkileniyor

Projenin çalışmaları çerçevesinde yayınlanan bilgi notunda hava kirliliğine maruz kalmanın sağlıksız yaşama ve her yıl milyonlarca ölüme sebebiyet verdiği belirtiliyor. Hava kirliliğinden en başta kalp-damar ve solunum sistemleri etkileniyor. Çalışmada hava kirliliğinin kalsiyum birikimine neden olarak kalbe ve diğer büyük kan damarlarına giden kan akışını kısıtlayarak kalp krizi ve felç gibi kardiyovasküler olayların olasılığını artırabildiği vurgulanıyor. 

 

Bebekler ve çocuklar risk altında

ÇISIP tarafından yayınlanan bilgi notunda insanların hava kirliliğinden kaynaklanan sağlık riskinin yaşa, yaşadıkları yere, temel sağlıklarına ve sosyodemografik özelliklerine göre değişiklik gösterdiği ancak hava kirliliğinin sağlık üzerindeki zararlı etkilerinden en çok bebeklerin ve çocukların etkilendiği vurgulanarak şu bilgilere yer veriliyor:

 “Gebelik boyunca hava kirliliğine maruz kalma ölü doğum, erken doğum, anne karnında gelişme geriliği ve düşük doğum ağırlığına yol açabilmekte, bu çocuklarda hayatın sonraki dönemlerinde nörogelişimsel sorunlara, akciğer işlevlerinde azalmaya neden olabilmektedir.”

 

Sağlığı olumsuz etkileyen temel hava kirleticiler partikül madde, ince partikül madde, kükürtdioksit, azot dioksit, ozon ve karbonmonoksit olarak sıralandı. Ayrıca hava kirliliğinden en ağır biçimde etkilenen diğer gruplar arasında kalp veya akciğer rahatsızlıkları gibi kronik hastalığı olanlar ve yaşlıların yer aldığı belirtildi.

 

Fosil yakıt kullanımından vazgeçilmeli

İklim değişikliğinin ve hava kirliliğinin başlıca nedenleri arasında fosil yakıt kullanımı gösteriliyor. Hava kirliliğinin başat sebeplerinden olan fosil yakıtlara yapılacak yeni bir yatırım ve sağlanacak teşviklerin hızla sona erdirilmesi gerektiği belirtiliyor. Yenilenebilir enerji modellerine doğru adil ve hızlı bir geçiş kirliliğin azalmasında önemli rolü olduğunu belirten uzmanlar halk sağlığını gözeten ve merkezine alan politikaların desteklenmesinin hayati önemde olduğunu kaydediyor. 

 

Sağlık Profesyonelleri Harekete Geçmeli

Hava kirliliği ile ilgili acilen harekete geçilmesi gerekliliği belirten Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, Dr. Öğretim Üyesi Melike Yavuz, Doç. Dr. Semih Ayta, Funda Gacal ve Berkay Hacımustafa şunları kaydetti:

“DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) Küresel Hava Kalitesi Kılavuz değerlerine ulaşacak hava kalitesi ve iklim değişikliği politikalarının benimsenmesi ve uygulamaya teşvik edilmesi için karar alıcılara çağrı yapılması önemli bir yer tutmaktadır. Önem teşkil eden bir diğer nokta ise yeni endüstriyel tesis emisyonlarından kaynaklanan sağlık etkilerini sınırlamak için çevresel koruma ve değerlendirme, izin, izleme ve kontrol prosedürlerine ilişkin daha katı düzenlemeler benimsenmesi gerekmektedir. Sağlık profesyonelleri, gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakma bağlamında karar alıcılara yönelik savunuculuk faaliyetlerinde bulunmalı, sağlık ve çevre-iklim ilişkisini her platformda hatırlatmalıdır”.

 

Çalışmada ayrıca iklim değişikliği kaynaklı sağlık sorunları karşısında sağlık sistemlerinin hazırlıklı hale gelebilmesi için tıp fakültelerinde müfredat güncellemesinin yapılması ve çevre sağlığı odaklı derslerin eklenmesi gerektiği ifade edildi.

 

Türkiye’de Neler Yapılıyor?

ÇISIP bilgi notunda Türkiye’de hava kirliliği ilgili çalışmalar hakkında şu bilgiler yer alıyor:

“2021 yılı içerisinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Avrupa Birliği müktesebatına uyum çerçevesinde hazırlanmış Dış Ortam Hava Kalitesi Yönetimi Yönetmeliği taslağı görüşe açılmıştır. Taslak metinde Ulusal Maruziyet Azaltım Hedefi (UMAH) oluşturulmuş ancak maruziyet azaltım hedefine ulaşılacak tarih olarak 2034 yılı belirlenmiştir. Türkiye aynı zamanda 1979 yılında Birleşmiş Milletler Uzun Menzilli Sınır Ötesi Hava Kirliliği Sözleşmesini onaylamıştır. Bu anlaşmaya göre, sınır ötesi etkisi olan hava kirliliğine yönelik önlemler hükümler arası bir platformda görüşülüyor. Anlaşma böylelikle tek taraflı atılacak adımların önüne geçilerek karşılıklı olarak sağlık ve çevre kazanımları sağlıyor. Ayrıca Türkiye’de “Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü”, “Isınmadan Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Kontrolü” ve “Egzoz Gazı Emisyonu Kontrolü” yönetmelikleri bulunmaktadır. (Bilimin Kamusal İletişimi (bil-ki) TÜBİTAK 1001, proje no: 123K063)