Sanayinin Kalbinde Nefes Alan Kampüs

.

Bu Gönderiyi Paylaş

Uzun zamandır çevre duyarlılığını kişisel bir hassasiyet olarak görsek de bugün geldiğimiz noktada artık daha somut adımlara ihtiyaç var. Beton binaların arasına sıkışan ekosistemi kurtarmak, yalnızca gönüllülerin değil, kurumların da önceliği olmak zorunda. Kocaeli Üniversitesi bünyesinde kurulan Sürdürülebilirlik Ofisi tam da bu ihtiyaca cevap veriyor. Kampüs yaşamını doğayla yeniden barıştırmayı hedefleyen bu yeni dönem, geleneksel yöntemleri bir kenara bırakıp bilimin ışığında yeşil bir gelecek inşa etmeyi amaçlıyor.          

ÖĞRENCİ ODAKLI SÜRDÜREBİLİRLİK VİZYONU  

KOÜ Sürdürülebilirlik Ofisi Koordinatör Yardımcısı ve Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aysel Çetinkaya, 2025 yılının Aralık ayında kurulan Sürdürülebilirlik Ofisi’nin öğrencileri sürecin merkezine koyduğunu belirtti. Farklı bölümlerden öğrencilerin bir araya geldiği bir toplulukla bu anlayışı tüm kampüse yaymayı hedeflediklerini söyleyen Çetinkaya, "Öğrencilerimiz; proje geliştirme, atölye çalışmaları ve sürdürülebilirlik elçisi gibi rollerle sürece aktif katılıyor” şeklinde konuştu. Amaçlarının, sürdürülebilirliği sadece kurumsal bir politika olarak değil, gençler aracılığıyla yayılan bir yaşam kültürü haline getirmek olduğuna dikkat çekti. 

YEŞİL DÖNÜŞÜM İÇİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK OFİSİ DEVREDE 

 Koordinatör Yardımcısı Doç. Dr. Aysel Çetinkaya, Kocaeli Üniversitesi bünyesinde Sürdürülebilirlik Ofisi’nin kurulmasının, sürdürülebilirliğin kurumsal düzeyde sistematik, ölçülebilir ve yönetilebilir bir yapı haline gelmesiyle ilişkisine dikkat çekti. Sürdürülebilirlik olgusunun, proje bazlı ya da bireysel çabalarla sınırlı kalan bir alan olmaktan çıkıp, tüm üniversite bileşenlerini kapsayan bir katılımcılık modeline dönüştüğünü dile getirdi. Doç. Dr. Çetinkaya, “Sürdürülebilirliği kampüs hayatının bir parçası yaparken, üniversitemizin gelecekteki vizyonunu yeşil dönüşüm üzerine kuruyoruz” sözleriyle bu adımın kurumsal vizyon açısından taşıdığı önemi ifade etti.  

Sürdürülebilirlik Ofisi'nin denetleyici değil, yönlendirici bir rol üstleneceğini belirten Çetinkaya, enerji, su ve atık yönetimi gibi alanlarda rehberlik edeceklerini dile getirdi. Ofisin temel görevinin farkındalık oluşturmak ve davranış değişikliği yaratmak olduğunu vurgulayan Çetinkaya, "Kontrol eden değil, yol gösteren, koordine eden ve dönüştüren bir merkeziz" dedi. 

GELECEĞİN DOĞAYLA BARIŞIK YERLEŞKESİ 

Doç. Dr. Aysel Çetinkaya, yoğun sanayileşmenin yaşandığı Kocaeli’de üniversite kampüsündeki yeşil alanların ekosistem için "nefes borusu" olduğunu vurguladı. Bu alanların karbon salınımını dengelemede kritik yere sahip olduğunu belirten Çetinkaya, kampüsün endemik bitki türlerini barındıran zengin yapısına dikkat çekerek, yürütülen yeşil dönüşüm çalışmalarının sürdürülebilirlik politikalarının temelini oluşturduğunu söyledi. 

Orman varlığının artırılmasının karbon ayak izi hedeflerindeki kritik rolüne de değinen Çetinkaya; ağaçlandırma faaliyetlerinin karbon tutulumunu artırarak, kampüs mikro ikliminin iyileşmesine, su ve enerji döngülerine olumlu katkı sağladığını ifade etti. Üniversitede yürütülen "karbon-su-enerji bağı" odaklı projelerin bilimsel temeline dikkat çeken Çetinkaya, “11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında yaptığımız etkinliklerin yanında, ofisimize bağlı 11 alt komisyonumuzla da öğrencilerimizle birlikte ağaçlandırma faaliyetleri düzenlemekteyiz” sözleriyle üniversitenin mevcut yeşillendirme çalışmalarını öğrenci katılımıyla desteklemesi açısından büyük önem taşıdığını aktardı. 

TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUK 

21 Mart Orman Haftası kapsamında doğa ile uyumlu yaşamın bir tercih değil, zorunluluk olduğuna değinen Koordinatör Yardımcısı Çetinkaya; bugün atılan her adımın yalnızca bugünü değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da şekillendirdiğini ifade etti. Kaynakları bilinçli kullanma, doğayı koruma ve sürdürülebilir alışkanlıklar geliştirme konularının herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirten Çetinkaya, “Kocaeli Üniversitesi olarak hedefimiz; sadece yeşil bir kampüs oluşturmak değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik bilincini toplumun tüm katmanlarına yaymaktır. Bu bağlamda Orman Haftası, doğayla kurduğumuz ilişkiyi yeniden düşünmek ve bu ilişkiyi daha sorumlu bir zemine taşımak için önemli bir fırsattır” diyerek toplumsal farkındalığın stratejik önemini vurguladı. 

Muhabir: Sude İclal Kızıltepe