Açelya Akkoyun'dan Sanatla Özgürleşmek

.

Bu Gönderiyi Paylaş

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) İletişim Festivali kapsamında İletişim Fakültesi D-2 dersliğinde düzenlenen "Sanatla Özgürleşmek: İnsanın Sahnesi" söyleşisi, Prof. Dr. Emel Ş. Baştürk’ün moderatörlüğünde, oyuncu Açelya Akkoyun’un katılımıyla gerçekleşti. Sanatın dönüştürücü gücünden dijitalleşen medya sektörüne kadar geniş bir yelpazede gerçekleşen söyleşide Akkoyun, genç iletişimcilere mesleki yolculuğu üzerinden önemli tavsiyelerde bulundu.

“HAYATINIZDAKİ HER ŞEYE KIYMET VERİN” 

Oyunculuk kariyerine giriş hikâyesini anlatarak sanat felsefesini öğrencilerle paylaşan Akkoyun, bu yolculuğun tesadüfi bir flüt sesiyle başladığını ifade etti. Konservatuvarın önünden geçerken duyduğu sese yöneldiğini ve rutubet kokan tiyatro sahnesini gördüğü an "Burası benim yerim" dediğini belirten Akkoyun, sanatın içselleştirme süreci hakkında şu ifadeleri kullandı: 

"Hayatınızdaki her şeye kıymet verin. Bir bardağa bile... Kıymet vermediğiniz hiçbir şey içselleşemez. İçselleştiremediğiniz hiçbir şey sanata dönüşemez. Sanata dönüşemeyince de özgürleşemezsiniz." 

"OYUNCULUKTA TOP YUVARLAKTIR" 

Dijital platformların yükselişi ve oyunculuğun değişen dinamikleri üzerine Baştürk’ün yönelttiği soruyu yanıtlayan Akkoyun, mecralar arası keskin ayrımlara karşı olduğunu ilginç bir metaforla açıkladı. Bir oyuncunun her mecrada var olabilmesi gerektiğini belirten oyuncu Akkoyun, süreci şu sözlerle özetledi. "Ben diyorum ki top yuvarlaktır. Eğer sen yuvarlak formdaysan bir gün basketbol topu olursun, bir gün voleybol topu olursun. Sen de bir oyuncuysan televizyonda, sinemada, tiyatroda sesini, ritmini ve ifadeni ayarlayabilme becerin olmalı." 

“GENÇLER SINIRLANDIRILMAK İSTEMEDİĞİ İÇİN TELEVİZYONDAN UZAKLAŞTI” 

Günümüz dizilerindeki şiddet, nefret ve öfke temalarından sıkıldığını dile getiren Akkoyun, gençlerin geleneksel medyadan kopuş nedenlerine de değindi. Şarkılarda ve senaryolarda sürekli "karşı tarafı yok etme" güdüsünün işlenmesini eleştirerek, izleyicilere neyi izlediklerini sorgulamaları gerektiğini tavsiye etti ve şunları ekledi: "Bence gençler sınırlandırılmakla ilgili sıkıntı yaşıyor. Kendi zamanları içinde seyredebilmeyi istedikleri için televizyon algısı düştü. Gençlerin sadece algoritmalar içindeki kendi keşiflerine bakmaları gerektiğine inanıyorum." 

EKRANLARDAKİ TEK TİPLEŞME VE KADIN ROLLERİ 

Söyleşinin soru-cevap kısmında dizilerdeki tek tipleşme ve kadın karakterlerin sunumu da ele alındı. Kadınların dizilerde sürekli anne kutsallığı üzerinden sınırlandırılmasına ve sosyal medyanın yarattığı tüketim baskısına karşı çıkan Akkoyun, "Erkek ve kadının görev tanımları var ama bunun altında ezilip hapishaneye girmeye gerek yok" diyerek gençleri toplumsal dayatmalardan uzak durmaya çağırdı. Söyleşi, toplu fotoğraf çekimi, belge takdimi ve röportaj ile sona erdi. 

Muhabir: Hediye Dua Yıldırım 

Fotoğraf: Esila Ceren Avcu