Sakarya ve Kocaeli’nin en önemli içme suyu kaynağı olan Sapanca Gölü, son beş yılın en düşük kot seviyesine geriledi. Tahrip olan ekosistemi ve gölün azalan su seviyesiyle alarm veren bölge, yalnızca çevresel bir sorunla değil aynı zamanda ekonomik ve sosyal dengeleri tehdit eden bir krizle karşı karşıya.
Küresel sıcaklık artışını, okyanus yüzey sıcaklıklarının değişimini, deniz buzullarındaki azalma ve sera gazı emisyonlarının küresel sıcaklık üzerindeki etkilerini detaylıca ele alan Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO)’nün yayımladığı “2024 İklim Durumu Güncellemesi” raporuna göre 2024 yılı dünyanın en sıcak yılı olma yolunda hızla ilerliyor. Türkiye Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) yayımladığı “Yağış ve Sıcaklık Değerlendirmeleri” raporuna göre de, Türkiye genelinde yağış miktarı normalin yüzde 25 altına düşmüş durumda. Aynı zamanda 2024 yılı Ekim ayı yağışları, geçen yılların ortalamasına göre yüzde 46 daha düşük seyrederken Türkiye genelinde son yılların en kurak dönemi yaşandı. Aynı rapora göre kuraklık analizlerinde Türkiye’deki yağışların düşüş nedenleri arasında iklim değişikliği, tarımsal sulama, sanayi faaliyetleri kaynaklı kontrolsüz su çekimi ve artan sıcaklıklar gibi faktörler öne çıkıyor. Bu etkenler, gölün doğal yenilenme kapasitesini kritik şekilde etkilemekle kalmayıp sosyal ve ekonomik boyutlarıyla da ciddi tehditler oluşturuyor. Yine aynı rapora göre dünyadaki tatlı su rezervlerinin yüzde 20’si sürdürülemez şekilde kullanılırken Sapanca Gölü de bu tehdidin en belirgin örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
SON 5 YILIN EN DÜŞÜK KOT SEVİYESİ
Günümüzde küresel ısınma sonucu artan sıcaklıkların doğada yarattığı tahribat Sapanca Gölü’nün geldiği durum ile daha görünür hale geldi. Türkiye’nin önde gelen tatlı su kaynaklarından biri ve Sakarya ile Kocaeli’nin en önemli içme suyu rezervi olan Sapanca Gölü, bugün bu hayati rolünü sürdürmekte zorlanıyor. Göl, kritik seviyelere gerileyerek son 5 yılın en düşük kot seviyesine ulaştı. Geçmişte geniş su hacmi ve çevresindeki doğal güzellikleriyle tanınan göl, suyun çekilmesi nedeniyle birçok açıdan olumsuz yönde etkileniyor.
Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nin (EİEİ) ölçümleri, Sapanca Gölü’nün su seviyesinin kış ve ilkbahar aylarında yükseldiğini, sonbahara doğru ise alçaldığını ve sonbahar aylarında suyun genellikle 70-90 santimetre ile 120-130 santimetre arasında çekildiğini gösteriyordu. Ancak günümüz ölçümlerine göre gölün suyu 150 santimetreden fazla çekilmiş durumda.
Yalnızca iklim krizi değil bölgedeki sanayi tesisleri ve tarımsal sulama faaliyetleri de gölün doğal dengesini bozuyor. Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Erol Kesici, “Göllerimiz Kurumasın, Bir Damla da Siz Olun” başlıklı toplantı raporlarında plansız tarım, bilinçsiz sulama ve kontrolsüz su çekiminin gölün doğal dengesini ciddi şekilde etkilediğini ve bunun sonucunda ekosistem için geri dönülmez hasarlara yol açabileceğini vurguladı.
BÖLGE TURİZMİ ETKİLENİYOR
Durumdan muzdarip olduklarını belirten bölge esnafı, turizmin ve gölde yapılan sportif faaliyetlerin olumsuz yönde etkilendiğini belirtti. Gölün çevresinde bulunan ve normal şartlarda suyun üzerinde olan meşhur restoranlar ile bölgedeki iskeleler, şu günlerde bu özelliğini kaybetmiş durumda. Bölge esnafı, göl üzerindeki bir iskelenin su çekilmesi nedeniyle işlevsiz hale geldiğini, bu sorunu çözmek için iskeleyi yaklaşık 30 metre ileri taşıdıklarını ancak yalnızca iki ay içerisinde aynı sorunla yeniden karşılaştıklarını ifade etti. Göle daha önce sıkça gelen bir ziyaretçi de "Eskiden doğa sporları festivalleri yapılırdı, atölyeler düzenlenirdi, karavancılar gelirdi, biz de ailecek piknik yapardık. Voleybol ve futbol sahaları dolup taşardı, balık avlamaya gelenler olurdu. Şimdi ise burası sanki terk edilmiş gibi" dedi. Son ziyaretlerinde bölgenin eski enerjisinden uzak olduğunu fark ettiklerini ve bu durumun kendilerini üzdüğünü dile getiren ziyaretçi "En son gittiğimizde, bir süre dolaştıktan sonra geri dönmek zorunda kaldık. Eskiden burada vakit geçirmek bir keyifti. Şimdi o günleri çok özlüyoruz" diye ekledi.
İYİMSER BEKLENTİLER Mİ? GERÇEKÇİ ADIMLAR MI?
Kış aylarında beklenen yağışların göl seviyesini arttırması öngörülse de bu tür geçici iyileşmelerin, uzun vadeli bir yönetim planı olmaksızın yalnızca yüzeysel bir çözüm sunacağı açık. Göl ekosisteminin sürdürülebilir yönetimi için gerçekçi ve kapsamlı önlemler alınmadığı sürece, bu iyimser beklentiler sorunu çözmek yerine yalnızca ertelenmesine yol açacak. Geçici çözümler, göl ekosisteminin karşı karşıya olduğu ciddi tehditleri ortadan kaldırmakta yetersiz kalacaktır.
Muhabir: Elifnur Çalışkan, Yıldız Sude Babir
Fotoğraf: Elifnur Çalışkan, Yıldız Sude Babir