Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) İletişim Fakültesi D-7 dersliğinde, alanında önemli çalışmalara imza atan marka ve hikâye tasarımcısı Özgür Ahmet Köse’nin konuşmacı olarak yer aldığı “Hikâyeden Markalar” etkinliği gerçekleştirildi. “Markalar ikiye ayrılır. Logosu olanlar ve hikayesi olanlar” isimli konuşmasında Köse, etkinlikte marka sahiplerinin hikâye yaratmasını ve yapay zekanın hayata etkisini ele aldı.
ESKİ TEKNOLOJİLER YERİNİ YENİYE BIRAKTI
Yeni teknolojilerin ortaya çıkması sonucu eski teknolojilerin bu durumu kabul etmediğini ifade eden Köse, şöyle bir örnek verdi: "Örneğin tiyatrocular, radyo çıktığında bir kutudan çıkan sesin mesleklerini köreltebileceğini düşünürdü. Aynı şekilde sosyal platformların ortaya çıkmasıyla televizyon sektöründe çalışanların yargısı da aynı bu şekilde oldu ama şu an televizyon sektöründeki kişilerin sosyal medyada yer edinmeye çalıştığını görüyoruz."
“YAPAY ZEKAYI KIYMETLİ YAPAN İNSAN BİLİNCİ OLUYOR”
Yapay zekaya karşı olan insanlar için “Bu durum matbaaya karşı olmak gibi bir şey. Asıl önemli nokta, insanların yaratıcılığı ile yapay zekanın pratiğini birleştirmektir. Yani yapay zekayı kıymetli yapan şey, insanların bilincidir. Örneğin bir ameliyattan çıktığımızda bilinçsizce bir şeyler söyleriz ve yapay zekâ da şu an aynen bu seviyede. Kısaca yapay zekanın bugünkü durumu bilinçsiz bir insanla eşdeğer” diyerek güncel yapay zekaya bakış açısını anlattı.
Her geçen gün insan zekasının yavaşlatılmasına karşı Köse: “Kısa videolar ile insanların odak süresi azaldı, zaman kullanımları verimsizleşti” dedi. Bu verimsizliğe neden olan uygulamaları ise yedi günaha benzetti.
YAPAY ZEKANIN ETKİN KULLANIMI
Yapay zekanın doğru kullanılması durumunda yararlı sonuçların ortaya çıktığını belirten Köse, soruları sorarken hikayeleştirme tekniğinin iyi kullanılması gerektiğinin önemini vurguladı.
Ayrıca marka ve hikâye tasarımının kesiştiği konuşmasında yapay zekâ türlerine değinen Özgür Ahmet Köse, insanlar ile yapay zekanın farkını ele alarak yapay zekanın zeki bir şekilde düşündüğünü fakat akılcı davranmadığını belirtti.
Köse, her uygulamanın farklı bir dili olduğuna dikkat çekerek “Bütün uygulamaların farklı dili var ve kullanıcı kitleleri birbirinden farklı. Bununla birlikte her biri için ayrı resim ve fotoğraf kullanılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Markaların etkili olabilmesi için bir tasarıma ve güçlü bir hikâyeye sahip olması gerektiğini vurgulayan Köse, birbirinin aynısı olan iki üründen, tasarımı daha ilgi çekici olanın diğer ürüne göre daha ön planda olduğunu ve bu yüzden tüketiciler tarafından tercih edildiğini de sözlerine ekledi.
Etkinliğin sonunda, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İdil Sayımer, Özgür Ahmet Köse’ye katılımı için teşekkür belgesi takdim etti.
Muhabir: Sude İclal Kızıltepe
Fotoğraf: Esila Avcu