Avukat Tacettin Yıldırım, 5 Nisan Avukatlar Günü kapsamında avukatlık mesleğinin görünmeyen zorluklarını, sosyal medya adaletinin yargıya yansımalarını ve adliye haberlerinde medyanın yaptığı hukuki hataları değerlendirdi. Yıldırım, avukatların yargı sistemi içindeki kritik rolüne değinirken, genç hukukçulara da mesleki gelişimleri için önemli tavsiyelerini Genç Açı’ya anlattı.
KUTLAMA DEĞİL, MESLEKİ SORUNLARI HATIRLAMA GÜNÜ
5 Nisan Avukatlar Günü’nün kendisi için bir kutlama gününden ziyade mesleki sorunların gündeme getirilmesi gereken bir gün olduğunu belirten Yıldırım, avukatların tarih boyunca toplum, bürokrasi ve devlet tarafından ötekileştirildiğini vurguladı. Bu ötekileştirmenin sonuçlarından biri olarak borçlu vatandaşların haciz durumunda avukatı sorumlu tuttuğunu, bunun da haciz sırasında fiziksel saldırılara ve hatta meslektaşlarının hayatını kaybetmesine kadar varan ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
Avukatların adalet çarkındaki konumuna da değinen Yıldırım, yargının iddia, savunma ve karar olmak üzere üç saç ayağından oluştuğunu belirtti. İddia makamını savcıların, karar makamını hakimlerin, savunma makamını ise avukatların üstlendiğini aktaran Yıldırım; avukatların müvekkillerinin haklarını savunduğunu ve gerekli delilleri toparladığını ifade etti. Hukukun yoruma açık bir branş olduğunu söyleyen Yıldırım, "Müvekkilimizin haklarını ne kolluğun ne hakimin ne savcının vicdanına bırakmadan savunmak bizim için oldukça değerli" dedi.
"SOSYAL MEDYA BASKISI YARGIYI OLUMSUZ ETKİLİYOR"
Toplumda sıkça tartışılan sosyal medya adaleti kavramına ilişkin uyarılarda bulunan Yıldırım, kamuoyu baskısının yargının işleyişini olumsuz manada etkilediğine dikkat çekti. Henüz soruşturma aşamasında olan dosyalarda bile sosyal medyadan tutuklama kararı istendiğini belirten Yıldırım, hakimlerin hiçbir baskı altında kalmadan kanundaki hükümler doğrultusunda karar vermesi gerektiğini, ancak kamuoyu baskısıyla bu tarz kararların verilebildiğini söyledi.
Medyanın adliye haberlerinde hukuki terimleri ve ilkeleri sıkça yanlış kullandığını aktaran Yıldırım, haberlerde en çok "masumiyet karinesi"nin ihlal edildiğini vurguladı. Bir insanın hakkında kesin hüküm verilene kadar masum olduğunun altını çizen Yıldırım, "Suç işlediğine ilişkin kamera kaydı da olsa bu böyledir" ifadelerini kullandı. Gazetelerde hukuki nitelendirmelerin yanlış kullanıldığını belirten Yıldırım, beraat ile tahliyenin, tutukluluk ile de mahkumiyetin aynı şey sanıldığını ifade ederek; tahliye olan sanıkların sonradan ceza almasının veya tutukluluğu devam eden sanıkların beraat etmesinin gayet olağan olduğunu sözlerine ekledi.
GAZETECİLİK VE AVUKATLIK AYDINLATMA AMACINDA BİRLEŞİYOR
Gazetecilik ile avukatlık mesleklerinin kesişim noktasına değinen Yıldırım, her iki mesleğin ortak paydasının “aydınlatma amacı” olduğunu belirtti. Avukatların müvekkillerini savunarak maddi gerçeğin ortaya çıkmasına katkı sunduğunu, gazetecilerin ise olayları gözlemci olarak inceleyip kamuoyunu aydınlattığını ifade etti.
Bu benzerlik nedeniyle iki mesleği birlikte yürütenlerin de bulunduğunu dile getiren Yıldırım, ancak önemli bir ayrım olduğuna dikkat çekti. Gazetecilerin geniş bir alanda haber yapabildiğini belirten Yıldırım, avukatların ise kendi davaları dışındaki konularda gazeteci gibi yorum yapmasının etik olmadığını düşündüğünü aktardı.
GENÇ HUKUKÇULARA "BOL DOSYA VE İÇTİHAT OKUYUN" TAVSİYESİ
Hukuk fakültesi öğrencilerine klişelerden uzak pratik tavsiyelerde bulunan Yıldırım, öğrencilerin o sene gördükleri derslerle alakalı avukat ofislerine giderek bol bol dosya okumaları gerektiğini söyledi. Medeni hukuka giriş veya aile hukuku alanında ders alan bir öğrencinin bu konularla ilgili dava dosyalarını ve Yargıtay, Danıştay, AYM, AİHM içtihatlarını incelemesinin önemine dikkat çekti. Yıldırım, okulda öğrenilen teorik bilgiyle pratiğin bu sayede harmanlanacağını ve bunun meslek hayatında büyük bir başarı getireceğini vurguladı.
BİLGİYLE MÜCADELE ETMEK MESLEKİ MOTİVASYON SAĞLIYOR
Mesleğin dışarıdan havalı görünmesine rağmen kapalı kapılar ardında oldukça zorlayıcı olduğunu söyleyen Yıldırım, toplumun belli bir kesiminin avukatları "yalancı veya paragöz" olarak görse de başı sıkışan herkesin soluğu avukatta aldığını belirtti. Avukat düşmanlığının getirdiği tehdit ve hakaretlerle nasıl başa çıktığını anlatan Yıldırım, süreci şu sözlerle özetledi:
"Ben kendimi gaza getirerek başa çıkmayı ve talep ettiğim şeye dair her şeyi öğrenip karşı tarafı bilgiyle ezmeyi tercih ediyorum. Hukuken hakkım olan bir şeyi istemek ve bunu yapmayan şahsı bıktırmak işe yarıyor. Peşine düştüğün bir şeyi zar zor ele geçirmek ise mesleki olarak oldukça motive ediyor."
Muhabir: Hediye Dua Yıldırım