“Yoga Teknikleri ile Zihinsel Performans Yönetimi ve Yaratıcı Düşünme” eğitimi GİT Atölye’de zihinsel performans eğitmeni Gülşah Ürken Parlak tarafından gerçekleştirildi. Söyleşide zihnin çalışma biçimi, yaratıcı düşüncenin oluşumu ve duygusal regülasyon konuşuldu. Parlak, hem bilimsel araştırmaları hem de yoga felsefesini bir araya getirdi.
MÜHENDİSLİKTEN ZİHİNSEL PERFORMANS EĞİTMENLİĞİNE
Konuşmasında kendi kariyer yolculuğundan da bahseden Parlak, 2004 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gıda ve Kimya bölümünden mezun olduğunu, daha sonra otomotiv sektöründe çalıştığını söyledi. Hem eğitim hem de iş hayatında yoğun ve stresli süreçlerden geçtiğini belirten Parlak, bu dönemde insan zihni ve beynin çalışma biçimine ilgi duymaya başladığını ifade etti.
2010 yılından itibaren yoga eğitmenliği yaptığını aktaran Parlak, 2024 yılında iki kariyer alanını birleştirerek zihinsel performans ve dayanıklılık eğitimleri vermeye başladığını söyledi.
EYLEMLERİMİZİ NEDEN KONTROL EDEMİYORUZ
Eğitim, katılımcılara küçük bir zihinsel test yaptırılmasıyla başladı. Katılımcılardan “yumurtadan yeni çıkmış bir karınca” hayal etmelerini isteyen Parlak, düşünceleri tamamen kontrol etmenin zor olduğunu ancak insanların eylemlerini kontrol edebilme yetisine sahip olduğunu söyledi.
Özgür irade kavramına da değinen Parlak, bilim ve felsefenin bu konuda farklı yaklaşımlar sunduğunu belirterek, “Düşüncelerimizi kontrol edebiliyorken eylemlerimizi neden kontrol edemiyoruz?” sorusunu gündeme taşıdı.
BEYNİN DÜŞÜNCE SÜREÇLERİ
Konuşmasında beynin çalışma mekanizmasına ilişkin bilgiler veren Parlak, prefrontal korteksin beynin enerjisinin yaklaşık yüzde 25-30’unu kullandığını ifade etti. Planlama, dikkat, karar alma, düşünme, sosyal davranış ve öz denetim gibi işlevlerin bu bölge tarafından yönetildiğini söyledi.
Default Mode Network (DMN) adı verilen sistemin ise beynin yüzde 20-25’lik enerji kullanımından sorumlu olduğunu belirten Parlak, bu yapının içsel düşünceler, hayal kurma, geçmişi hatırlama ve geleceği tasarlama gibi süreçlerde aktif rol oynadığını anlattı.
Psikolog Daniel Kahneman’ın bilinçli ve bilinç dışı zihin yaklaşımına değinen Parlak, insanların davranışlarının büyük bölümünün bilinç dışı süreçler tarafından yönlendirildiğini söyledi.
DUYGULARI YÖNETMENİN ANAHTARI
Parlak, düşünce süreçlerinin dört katmandan oluştuğunu belirterek dışarıdan gelen bir uyaranın önce hızlı ve duygusal bir tepki yarattığını, ardından bedensel duyumların ve geçmiş deneyim taramasının devreye girdiğini ifade etti.
Duyguları yönetebilmek için frontal korteksin kritik rol oynadığını söyleyen Parlak, zihnin kimi zaman tamamen duygusal alarm halinde çalıştığını, kimi zaman ise yalnızca göreve odaklanarak dış dünyayı filtrelediğini anlattı.
YARATICI DÜŞÜNCENİN YOLU
Yaratıcı düşüncenin çoğu zaman yoğun çalışma sırasında değil, zihnin gevşediği anlarda ortaya çıktığını vurgulayan Parlak, tarihten çeşitli örnekler paylaştı.
Rus kimyager Dmitri Mendeleev’in periyodik tabloyu uzun yıllar süren çalışmaların ardından rüyasında gördüğünü anlatan Parlak, Mendeleev’in henüz keşfedilmemiş elementlerin yerlerini ve özelliklerini doğru tahmin ettiğini söyledi.
Alman kimyager August Kekulé’nin ise benzen molekülünün halka yapısını “kuyruğunu yiyen yılan” imgesinden yola çıkarak keşfettiğini ifade etti.
Isaac Newton’ın yer çekimi üzerine düşünürken düşen elmadan ilham aldığını aktaran Parlak, yaratıcı sıçramaların çoğu zaman rahatlama anlarında gerçekleştiğini söyledi.
İNSANLARIN ÇOĞU EYLEMLERİNDEN SONUÇ BEKLİYOR
Konuşmasının ilerleyen bölümünde Hint felsefesinin önemli metinlerinden Bhagavad Gita üzerine değerlendirmelerde bulunan Parlak, eserin insanın eylem, arzu ve sorumluluk ilişkisini anlattığını ifade etti.
İyilik ve kötülüğü temsil eden iki taraf arasındaki savaşı konu alan metinde savaşçı Arjuna’nın yaşadığı iç çatışmaya değinen Parlak, kitabın temel mesajının “sonuca bağlı olmadan eyleyebilmek” olduğunu söyledi.
“İnsanların çoğu eylemlerini sonuç beklentisiyle yapıyor” diyen Parlak, niyet ile arzu arasındaki farkın önemine dikkat çekti.
KOLEKTİF BİLİNÇ VE BAĞLANTISALLIK
Konuşmasında psikoloji kuramlarına da yer veren Parlak, Carl Jung’un kolektif bilinç kavramına değinerek insanların ortak bir zihinsel miras taşıdığını söyledi.
Bireyin tamamen bağımsız bir varlık olmadığını ifade eden Parlak, insanın ilişkileri ve toplum içindeki bağlantıları sayesinde anlam kazandığını belirtti.
Kendi eğitim sürecinden örnekler veren Parlak, ailesinden öğretmenlerine, okuduğu kitaplardan bilim insanlarına kadar pek çok unsurun bugün yaptığı işte pay sahibi olduğunu söyledi.
ZİHNİ ZORLAMAK KADAR GEVŞETMEKTE ÖNEMLİ
Konuşmasını farkındalık ve bütünsellik vurgusuyla tamamlayan Parlak, insanın yaşamın büyük dengesi içinde kendi görevini yerine getirmesi gerektiğini ifade etti.
Yaratıcılığın yalnızca zekâ değil, aynı zamanda duygusal denge ve zihinsel farkındalıkla ilişkili olduğunu belirten Parlak, katılımcılara zihni zorlamak kadar gevşetmenin de önemli olduğunu söyledi.
Konuşmaların ardından katılımcılarla beraber nefes egzersizi yapan Parlak'a teşekkür belgesinin verilmesinin ardından etkinlik sona erdi.
Muhabir: Şeydanur Gökmen
Fotoğraf: Adem Honaz